Posts Tagged Kitaplık

“Edebiyat popüler kültüre yaklaşırsa” / Kitap-lık (Ocak-Şubat 2015)

“Popüler kültür” geniş, çok uçlu bir tartışma alanı. Kitap-lık dergisinin Ocak-Şubat 2015 sayısı için Selçuk Orhan ile POT’tu hazırlarken konuyu bütün hatlarıyla kuşatabilmek gibi bir iddiamız yoktu zaten. Ancak perspektifi genişletebilmek için Zeynep Direk, Nilgün Tutal ve Miray Çakıroğlu’ndan birer yazı istedim ve hep birlikte bir dosya oluşturduk. Hazırladığımız dosyada yazarlarımız belli bir odakta toplanmak yerine kendi çalışma ve ilgi alanlarına yakın birer ucundan tuttular meselenin. Tabii ki popüler kültür tartışmalarından ayrılamayacak olan neyin sanat olduğu sorunu, toplumsal sınıflar arasındaki çatışma gibi ortak temalar belirdi, ancak bunlardan birini başlığa taşıyıp genel bağlam hakkında yargı uyandırmak istemedik.

“Edebiyat popüler kültüre yaklaşırsa” dosyasında yer alan metinlerin kısaca tanıtımı şöyle:

Selçuk Orhan ve Mehmet Erte “Popüler edebiyat, muhafazakâr  eleştiri, hayalî yüksek kültür, vb.” başlığını taşıyan POT’un altıncı bölümünde tartışmalarına yozlaşmayı kültür ve sanatı mümkün kılan bir etmen olarak tespit ederek başlıyorlar ve popüler kültüre yöneltilen yozlaşma eleştirisinin muhafazakâr kökenine değiniyorlar. Karşı kutuptaki popüler kültür ürünü eserlerde hayalî bir üst sınıf ve yüksek kültürün hedef alındığını, toplumun yerleşik yargılarına dayanan popüler içeriklerin de aynı derece muhafazakâr olduğunu ileri sürüyorlar. Sosyal medyanın yazma biçimleri üzerindeki etkisi, kitabın ticari bir ürün oluşunun ve piyasa koşullarının belirlediği yazar tavırları gibi konulara değinerek süren söyleşileri kimlik meselesine vararak bir soruyla bitiyor: “Parazit olanla olmayanı ayırabiliyor muyuz?”

Nilgün Tutal “(Popüler ya da Seçkin) Sanatı Arzulamak” adlı yazısında Elizabeth Taylor’un 1957 tarihli Angel adlı bestseller romanı ile François Ozon’un 2007 yılında bu romandan uyarladığı sinema filmini karşılaştırmalı olarak inceleyerek popüler kültür üzerine düşünüyor. Romanın kendi döneminde gördüğü ilgi ile filmin ilgisizlikle karşılanmasının popüler kültür tartışmalarına dair perspektifi genişletecek bir nitelik taşıdığını, her iki eserde de neyin kültür / sanat olduğuyla ilgili tartışmaların işlendiğini vurguluyor. Roman ve filmin kadın karakteri Angelica Deverell’in yaşamıyla yazma arzusunun kesişmesindeki olumsallık üstünden üst kültür ile alt kültür arasındaki egemenlik mücadelesinin büründüğü biçimlere değiniyor ve bu türden ayrımların kültürel seçkinler lehine imtiyaz yaratıcı ve dışlayıcı olduğunu iddia ediyor.

Miray Çakıroğlu “Afili Filintalar Edebiyatının Anlam Evrenine Dair Bir Okuma Denemesi” sunuyor. 2010 yılında kurulan ve farklı kaygıları olan bir grup yazarın ortaklaşa yazdıkları blogun adı olan Afili Filintalar’ı yakın dönem Türkçe edebiyat içinde göze çarpan bir fenomen olarak ele alıyor. Popüler kültürün bir veçhesi olan Afili Filinta edebiyatının metinlerarası referans ve hatırlatmalar, tekrarlar, paylaşılan göstergeler ve farklı medyalar arasında geçişlilik yoluyla kendine özgü ve tutarlı bir dünya yarattığını söyleyerek, bu dünyanın işlemesini sağlayan unsurları ortaya koyuyor. Bu edebiyatta “erken” ya da “fiyakalı” kaybetme olgusunu, kadın ve erkek karakterlerin tipik özelliklerini inceliyor, kesip kopyalamaya elverişli bir yapı olarak aforizmaların kapladığı yeri vurguluyor.

Zeynep Direk “Felsefe ve Popüler Kültür”de uygarlık sahnesine halktan en uzak etkinlik olarak çıkan felsefenin antik çağda ve modernlikte popüler kültürle ilişkisine odaklanıyor. Platon’da elit ve yönetici sınıfların elinde entelektüel bir etkinlik olarak kodlanan felsefenin modernlik boyunca herkesin hakkı, herkese açık bir düşünsel etkinlik haline geldiğini öne sürüyor. Soyut, evrensel kavramları tarihsel, yerel varoluşun somut meseleleriyle ilişkilendiren daha siyasî bir felsefeden yana tavrını koyuyor ve “felsefe yapamadığımız yerde dünyanın anlam kaybına uğraması kaçınılmazdır” diyor.

Reklamlar

, , , ,

Yorum bırakın

%d blogcu bunu beğendi: