ŞAİR MEHMET ERTE / ASUMAN SUSAM

(“Bugünün Yazarları” dosyası, “Mehmet Erte’nin Yazın Dünyası Üzerine 6 Görüş” bölümü içinde), Kitap-lık, Ocak-Şubat 2016

Vardır hepimizin ayırdığı yazarları, şairleri, kitapları hem de birden çok; hem eksiklikleri hem fazlalıklarıyla düşünce evrenimize sızarlar. Kimileri bizi değiştirme cüreti gösterir kimileri değişim yolculuğumuzda yol arkadaşlığı önerir. Mehmet Erte’nin Alçalma’sı okuruna bu iki yolu da açan, kendi kozmogonisini cüretkârca sunan kitaplardandı. Öyle de kalacak.

İçindeki şedit tutkuyu ve daha birçok sert duyguyu bir özyıkımdan kaçışın can havliyle yazıya akıtan bir şair personası yansır onun şiirlerinden. Hem dile tutsak hem onun cehennemî çemberini yırtıp oradan dil ve tarih dışına çıkmak isteyen öznenin hem paradokslarını, gerilimini hem isyanını taşır buradaki şiirler. En sıradan olayların yaşandığı, gündelik hayatın değişmez boğuculuğu içine sızan nesnelerin, ilişkilerin, bedenlerin çürüyüşünün, bozulmasının, ‘alçalma’sının başka bir dünyaya çevirisi gibidir.

Metafizik bağlamını maddenin sert ve soğuk yüzünü çatlatmak ve aşındırmak arzusunun zeminine oturtmaya daha ilk şiirlerinde başlar Erte. Kendi mitologyasını, kozmosunu kurma hem kurgulanmış bir hedefi hem kendiliğindenliğin gevşek geçişlerini bir arada taşır. Poetikası estetik bir mükemmelliğin peşinden gitmek değildir. Varlık, varoluş, dünyaya fırlatılmışlık, dil cehennemine düşüş, çevrelendiğimiz çıkışyok demirkafes, birey kurgusuna ve dolayısıyla da bireyin ilerlemeci tarihsel serüvenine itiraz, öfke şiirinin düşünsel damarını oluşturmakta.

Yalnızca şiirinin demek de eksik bırakmak olur Erte’nin yazma serüvenini. Alçalma sonrası yazdığı metinler şiirine kök salan insan, yaradılış, oluş, varlık ve varoluş problemini devam ettirir. “Bana bir dil verin ey geçmiş günlerim” der ya şair Alçalma’da düşünce dünyasının matematiğini dille kurarken bunun şiir ya da düzyazı zemininden gitmesi sanki Erte için çok da fark etmez. Bu nedenle şiirinde nüvesini bulduğumuz tüm varlık problemleri açılarak, katmanlanarak, genişleyerek, bazen daralarak öykülerine de sızmıştır. Düzyazılarını dikkatle irdeleyenler için şair personası da görünmez değildir.

Alçalma, modern insanın düşkünlüğüne-düşmüşlüğüne dair sert bir hesaplaşma kitabıydı. Bütüncül bir görüntü akışının içinde parçalara, ayrıntılara yönelttiği yakınsak bakış bazen metaforik bir yoğunluğun içinden kimileyin de anlatımcı bir eda ile kendisini kurmaktaysa da şiirlerin derin suyu aynı şiir oluş fikrinin toprağında akar. Bu şiirlerin beni kaçınılmaz olarak bölünmüş ve dağınıktır. Anlamlarının derin arayışını yüzeyde yapar bu kaotik ben. Gündelik ve rutinin çatlağına sızmış olan mikro anlamlarla kurar anlam evrenini. “Denize bir taş attım ve dedim ki ben de taşla birlikteyim”… Deniz şiir evreniyse o vakit şair de şiiriyle birlikte, ondan ayrılmaksızın o maceranın içindedir. Yok, deniz kâinatsa ve atılan taş öznenin yapıp ettiği her şey ise eylemlerinden de özneyi ayırmak imkânsızdır. Özne eyledikleri ile vardır. O halde Alçalma’da itirazlarla eleştirilen sistem içinde çok da ötede değildir. Ki kimi şiirlerinde ayırmasına ayırır kendini özne ama ilişkiler toplamı içinde kendisi de o toplamın eyleyenidir. İtiraz ve eleştirisi kendi içine kapanır, önermesizdir. Öznenin hırçınlığı belki de bu yüzdendir.

“İnsan ayağıyla beş-on karınca ezildi diye zincir kırılmış değil / Bu tepeden ordular geçti diye iz silinmiş değil / Zaman, babayla oğlu ayırdı diye söz öksüz kalmış değil / Seni kurtaracak meleğin güleryüzlü olacağını kim söyledi / Ödülsüz çile ve kırbaç gerek yığınlara”… Erte hem aziz hem günahkâr bir personanın içinden konuşur bizimle. Uyumsuz bir hakikat arayıcısıdır. İlk kitabın pagan doğasından Alçalma’da uzaklaşıp kente ve kent insanına doğru ilerlese de bozulma ve çürüme öncesi yüksekliği aynı damardan ölçmek istemektedir. Belki de artık hiç erişilemeyecek olanı, artık hiç hatırlanmayanı kendi kozmik dünyası içinde yeni bir fikrin icadı olarak sunmaktır çabası. Çaba’dır bu, yazıyor ve yayınlıyorsak.

Erte, benim için daha çok Alçalma’nın şairi olarak var. Edebiyatımızın çorak ve derinlikten yoksun şimdiki zamanında bir ‘edebiyat fikri’ ile hareket eden az sayıdaki iyi edebiyatçıdan biri kuşkusuz. Benim şair Erte’de yine de ve şimdilik ayak diremem belki de şiirdeki dilden bakışın ve dille oluşun billurdan aynasının düzde çapaklı ve bulanık oluşundandır.

Suyu Bulandıran Şey - Alçalma [2 kitap 1 arada] / zoomkitap / Şiir

Suyu Bulandıran Şey – Alçalma [2 kitap 1 arada] / zoomkitap / Şiir

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: